20 dakikada bulutların üzerine yolculuk: Aiguille du Midi

Aiguille du Midi, Fransız Alplerindeki Mont Blanc masifinde 3842 metre yüksekliğinde bir zirve. Yılda yaklaşık yarım milyon ziyaretçisiyle son derece popüler bir cazibe merkezi. Ziyaretçilerin 1035 metredeki Chamonix’ten, dünyanın en sıra dışı ve en yüksek dikey çıkış teleferiği ile 20 dakika içinde doğrudan ulaşabileceği kadar da yakın. Buradaki teraslardan tüm Fransız, İsviçre ve İtalyan Alplerinin 360 derecelik manzarasını doya doya izleyebilirsiniz. 

Burası yürüyüş yapmadan veya tırmanmadan Mont-Blanc’in zirvesini görebileceğiniz en yakın yer. Ayrıca Mont-Blanc’e tırmanmak için de bir başlangıç noktası. İnsanlar normalde Chamonix’ten Mont Blanc’a tırmanmak için en yaygın iki rotadan birini seçerler. Aiguille du Midi’den Mont Blanc du Tacul ve Mont Maudit üzerinden geçen rota genellikle daha sakin ancak teknik bir rotadır. Biraz daha kolay ve daha güvenilir seçenek, Mont Blanc tramvayı ile ulaşılan Nid d’Aigle’dan başlamaktır ancak burada da ciddi kaya düşmesi tehlikesi bulunmaktadır.

Aiguille du Midi teleferiği ilk olarak 1900’lerin başlarında düşünülmüş, proje ancak 1955 yılında tamamlanmış. Kasım ayındaki yıllık bakım dönemi ve aşırı kötü hava koşulları dışında da tüm yıl boyunca açık.

Chamonix Kasabasının merkezinden (1035m) Aiguile du Midi’nin (3842m) zirvesine kadar olan teleferik yolculuğu iki aşamalı gerçekleşiyor. İlk etap, 2317 metredeki Plan de l’Aiguille. Bu ara nokta Aiguille du Midi teleferiğinin orta istasyonu ve kış mevsiminde kayak, yaz ve baharlarda yürüyüş, kaya tırmanışı, yamaç paraşütü için bir erişim noktası. İkinci aşamada, herhangi bir destek sütunu olmadan 3778 metredeki Aiguille du Midi’nin kuzey yüzüne yükselmeden önce Les Pelerins buzulundan geçerek en üst istasyona ulaşılıyor. Bir yaya köprüsü, teleferik istasyonunu bir terasa bağlıyor. Son olarak kayanın içindeki asansör 3842 metre yükseklikteki üst terasa çıkarıyor. Vadiden çok kısa bir zaman içinde (yaklaşık 20 dakika), 2800 metreden fazla irtifa alarak Aiguille du Midi’nin zirvesine çıkmış oluyorsunuz. Buraya çıktığınızda kendinizi iyi hissetmeme, baş dönmesi, baş ağrısı, mide bulantısı gibi belirtiler oluyorsa bunun nedeni büyük olasılıkla yükseklik hastalığıdır. Çözümü de en kısa sürede aşağı inmektir. Aiguille du Midi teleferiği, en yüksek dikey tırmanış konusunda dünya rekorunu elinde tutuyor: 2807metre (1035m’den 3842m’ye).

Bir ülkeden başka bir ülkeye geçişin değişik yolları vardır, mesela karayolu, demiryolu, havayolu, denizyolu, yaya gibi… Ya da burada olduğu gibi teleferikte bir seçenek 🙂 Aiguille du Midi’nin teraslarından, Fransa’yı İtalya’ya bağlayan, dünyanın en yüksek teleferiği olan Panoramic Mont Blanc teleferiği için bir çıkış noktası var. Sadece yaz aylarında çalışan bir teleferik 5 km’lik yolculukla, Aiguille du Midi’den Point Helbronner’a kadar Mont Blanc Massifi’nin üzerinden İtalyan tarafına (3462 m) “tepeden tepeye” geçer. Point Helbronner’dan da Funivie teleferik hattı İtalya’nın Courmayeur kentinin La Palud bölgesine iniyor. Bu Fransa’nın Chamonix kentinden İtalya’nın Courmayeur kasabasına kadar “hava yoluyla” dağ ve buzul manzaraları eşliğinde seyahat etmeyi mümkün kılıyor.

Aiguille du Midi zirvesindeki teraslardan Alpler’in 4 bin metrenin üzerindeki zirvelerini, kaya duvarları ve buzullarla dolu manzaralarını seyretmek heyecan verici. Panoramik izleme platformlarından ve kayaya oyulmuş, kötü havalarda bile dışarıyı seyretme olanağı sağlayan geniş pencereli korunaklı alanlardan manzaranın tadını çıkarmak mümkün. Ayrıca içerde dağcılıkla ilgili bilgi, hatıra ve fotoğraflar sergilenmekte. Aiguille du Midi’nin zirvesinin etrafında tam bir dönüşü sağlamak için 32 metrelik çelik galeriden geçerek manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Zirvede restoran, kafe ve bir hediyelik eşya dükkânı da var. Yaz aylarında bile, açık alanlarındaki sıcaklıklar -10 ° C’ye düşebilir, bu nedenle aşağıda hava sıcak da olsa soğuğa ve güneşe karşı tedbirli olarak çıkmak gerekiyor. En üst terasta, cesur olanlar için yaklaşık 1000 metrelik uçurumun üzerindeki bir cam kafese çıkarak  boşluğa bir adım atma imkanı da bulunuyor 🙂

Chamonix’deki üçüncü günümüzde, sabah erkenden kendimizi dışarı atıp, bir kablo üzerinde sislerin ardında görünmeyen bir noktaya doğru yükselerek Aiguille du Midi’nin zirvesine çıktık. İlk kısım sıradan bir teleferik yolculuğu olsa da, ikinci teleferik hattı, buzulun üzerinden de geçerek tek bir kablo üzerinden doğrudan bulutların üstüne çıkarırken heycanlanmamak elde değil. Daha 15-20 dakika önce yumuşacık güzel bir havada bindiğimiz teleferikten, soğuk bir dağ havasında indik. Ortalık kalabalıktı; kramponları, ipleri, kazmalarıyla dağcılar ve çeşit çeşit turistle dolu. Bu teleferik hattı, bulutların içindeki muhteşem sivri zirveye 7’den 70’e herkesin kolayca ulaşabilmesi için yapılmış üstün bir mühendislikle harikası. Herkesin bu muhteşem manzaraları görebilmesini sağlarken dağcılar içinde kolay bir başlangıç noktası oluyor…

Orada her biri başka bir yöne bakan teraslarda saatlerce Alplerin manzarasını doya doya izleyerek bol bol fotoğraf çektik. En üst terasa bir asansörle çıkılıyor, burada uçurumun üzerinde, boşluğa adım atma hissini yaşatan camdan bir kabin yapılmış. Bu cam kabinde boşluğa adım atmak ve bunu ölümsüzleştirmek için uzun bir kuyrukta beklemek gerekiyor. Bu sırada muhteşem manzarayı izlemek için yeterince vaktiniz oluyor. Sıranız geldiğinde bir görevli telefonunuz ya da fotoğraf makinenizi alıp boşluğa adımınızı attığınızda hızlıca fotoğraflarınızı çekiyor. Boşluğun üzerindeki camdan kabinde de fotoğraf çektirip sonra dönüşte Chamonix ile Aiguille du Midi arasındaki iki aşamalı teleferik yolculuğunda ara durak olan Plan de I’Aiguille’de indik.

Eğer fotoğraf çekme imkanınız yoksa üzülmeyin, buralarda manzaraya doğru yerleştirilmiş ve ulaşım kartınızı okutarak kullanabileceğiniz fotoğraf makineleri var. Evet bir metal kutu içine yerleştirilmiş fotoğraf makinesiyle manzaraya doğru istediğiniz kadar fotoğraf çekip sonra istediğiniz zaman internetten belirtilen siteden indirebilirsiniz. İşte örneği;

Ara durak olan Plan de I’Aiguille’e kadar teleferikle indik, zaten zirveden buraya kadar dik kaya ve buzulları aşıp yürüyerek inme imkanı yok. Buradan itibaren Mer de Glace (buz denizi) buzuluna doğru, bu sefer vadinin karşı tarafını ve vadi üzerinde süzülen yamaç paraşütçülerini izleyerek yürüdük.

Buzulu gezip Montenvers dişli dağ treni ile dönecektik  ama yine manzaraya kapılıp geç kalmıştık. Buzula giriş kapanmış ve son treni de kaçırmıştık. Bu dişli dağ treninden başka da bir ulaşım yoktu ve hava kararmak üzereydi. Burayı ziyarete gelen ilk dağcıları ve gezginleri ağırlamak için 1880 yılında inşa edilen ve trenden ya da yürümekten başka bir ulaşım imkanı olmayan otelin terasta oturmuş akşamın ve manzaranın tadını çıkaran birkaç müşterisinden başka kimse kalmamıştı. Buzulu gezmeyi ertesi güne bırakıp oteldeki çalışandan en kestirme yolu teyit edip, su şişelerimizi de doldurduktan sonra yürüyüşe başladık. Patika üzerinde ancak yürüyenlerin uğrayabileceği ve bu saatte kapanmış küçük bir kafede birkaç dakika dinlendikten sonra devam ettik. Orman içinde şahane bir patikadan yürüyerek hava karardığında vadiye indiğimizde aşağı doğru yürümekten dizlerimizde derman kalmamıştı.

Birbirimizden destek alarak son metreleri yürürken akşamın sessizliğinde tüm yorgunluğumuzu unutturan güzel bir melodinin tatlı tınıları ruhumuzu hafifletti. Bu müzikte nereden geliyor diye düşünürken bunun otlayan ineklerin çan sesleri olduğunu farkedip kahkalarla güldük. İneklerin çan seslerinden ve doğanın seslerinden başka bir sesin işitilmediği bir akşamda vadiye vardık. Tabii bu çok güzel ama korkunç yorucu günü bir birayla tamamlamak şarttı.

Yarın, buradaki son günümüzde, yanından geçtiğimiz buzulun içine gireceğiz, yine dağlarda yürüyeceğiz…

Chamonix, Fransa, Eylül 2019

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑