Sabah Dingboche’den yola çıktık. Hemen yakınlardaki bir stupanın yanında, görüş açısının geniş olduğu bir yerde, havanın açık olmasının da verdiği imkânla, etrafta görünen dağların her biri hakkında rehberlerimiz bilgi verdi. Bizde bu güzel zirvelerin manzarasının tadını çıkardık. Daha sonra Khumbu buzulundan gelen nehri takip ederek yatay, keyifli bir güzergâhta ilerledik ve buzulun sonu nehrin başı olan Dughla’da, bu yükseklikte çok iyi gelen, bol sarımsaklı çorbamızı içtik, öğle yemeğimizi yedik. Yemekten sonra yaklaşık 4600 metre irtifada bulunduğumuz bu yerde çayımızı içerken, dönüş yolunda olan yürüyüşçülerin şişmiş, bitkin, yorgun, tükenmiş hallerini gördük. Bizim de yükseldikçe halimizin böyle olacağını tahmin etmek zor değil ama amacımız bol sıvı tüketerek, iyi beslenmeye çalışarak ve moralimizi yüksek tutarak hasta olmamak. Yemekten sonra oldukça dik, taşlık bir yoldan tırmanarak buzulun bittiği (başladığı) yere geldik. Bu tırmanış pek çok yürüyüşçü için adeta eşik noktası. Havadaki oksijenin yüzde ellilere düştüğü 5000 metrelere doğru yükselirken, burası yola devam edip edememe açısından kritik bir yer. Tırmanışın bittiği, Khumbu buzulunun başladığı yerde bir düzlük var. Burada bu dağlarda tırmanırken hayatlarını kaybeden dağcıların anıları için taşların üst üste konulmasıyla oluşturulan, bazılarında üzerlerine isimlerin yazıldığı anıtlar var. Dünyanın çatısı Evereste çıkmak, büyük maddi boyutu yanında, yaklaşık iki ay süren oldukça yıpratıcı, emek ve dayanıklılık isteyen, ayrıca büyük bir lojistik destek gerektiren bir faaliyet. Üstelik bunca hazırlık ve çaba zirveye ulaşmayı garantilemez. Evereste tırmanmaya çalışan pek çok dağcı geçirdikleri kaza, çığ ya da donma sonucu hayatını kaybetmiştir. Ölen dağcıların pek çoğunun cesedi dağda kaybolmakta, onlara ulaşmak ya da ulaşılsa bile taşımak bu ölümcül şartlarda bazen imkânsız olmaktadır. O yüzden bu yer bir nevi mezarlık gibi. Küresel ısınma nedeniyle Khumbu buzuluda hızla eriyor ve yıllar boyunca gömülü kalan cesetler ortaya çıkıyormuş.
Bundan sonra, Lobuche’ye dek, bir ucu Everest’e kadar uzanan devasa Khumbu Buzulu’nun yanında ona paralel ve az eğimli bir patikada yürüyoruz. Ancak göreceli olarak rahat ve düz olan bu yolda yürümek sanıldığı gibi kolay değil, irtifanın etkisiyle nefes almak ve adım atmak iyice zorlaşıyor.
Lobuche Nepal’in Khumbu bölgesindeki Everest Dağı yakınlarında küçük bir yerleşim yeri. Burası Evereste Nepal tarafından çıkacak dağcılar ve yürüyüşçüler için Everest Ana Kampına giden yürüyüş yolunun Gorak Shep’ten önceki son duraklardan biri. Lobuche, her yıl Mayıs ayındaki Everest bahar tırmanış sezonuna hazırlık amacıyla Ana Kampa malzeme, yük taşıyan, rehberlik yapan yüzlerce hamal ve Sherpanın buraya gelmesi ile özellikle Nisan ayında oldukça yoğun. Lobuche’daki konaklama tesisleri ilkel, çoğunlukla ranzaları olan taş kulübelerden oluşur. Ancak son yıllarda daha modern tesisler ve olanaklar eklenmiş. Hatta bazı konaklama yerleri internet ve oksijen hizmeti sunmaya başlamış.
Şartlar iyice zorlaşıyor, bizim de kaldığımız yer çok derme çatma. Buz gibi odalarda uyku tulumuna girip yatmadan önce, yemek yediğimiz ortak alandaki tezek yanan sobanın dumanının odaları doldurmuş olması, nefes almayı zorlaştırması umurumuzda olmuyor. Buraya kadar gelebilmenin mutluluğu içinde, yarınki zor güne hazır olmak için erkenden yatmadan önce dünyanın ucundaki dağların eteklerindeki bu yerde sobanın başında birbirimize sokulmuş sohbet ediyoruz.
Bu muhteşem yürüyüşün yedinci gününde yakaladığımız bazı anlar;































Yorum bırakın